Sinsi Yamyamlar mı? Yoksa Yemeyip Yediren Babalar mı?

Canlılığın sürekli değişen sorunlara karşı geliştirdiği evrimsel çözümleri anlayabilmek için alışılmışın dışındaki üreme biçimlerini mercek altına almakta yarar var. Doğada genel olarak dişiler yavru bakımının getirdiği yük nedeniyle seçici roldedir. Erkekler, dişilerin seçici süzgecine takılabilmek için pek çok kılığa bürünür. Bu yazıda üç ayrı balık türünde babaların yavru bakımında üstlendiği evrimsel olarak kararlı davranış biçimlerini inceliyeceğiz.

Birbirine evrimsel açıdan yakın akraba olan denizatı (Hippocampus) ve deniz iğnesi (Syngnathus) türlerinde doğada görmeye alışkın olduğumuz eşeysel roller değişmiştir. Deniz iğnelerinde hamileliği erkekler üstlenir. Bu balıklar eş seçiminde her zaman daha iri yapılı bireylere yönelirler. Denizel ortamda irilik kaynak kullanımındaki verimliliğin ve üretkenliğin doğrudan göstergesidir. İri erkekler dölütlerin (embryoların) gelişimi sırasında daha geniş olanaklar sağlar (savunma, oksijen, besin vs.). İri dişiler daha çok besin depolanmış yumurtalar taşır. Alışılagelmiş haliyle dişinin güdümündeki eşeysel seçilim çiftleşme daha gerçekleşmeden işler. Doğada dişiler beğenmedikleri erkekler ile çiftleşmezler. Deniz iğnesinin erkekleri doğada dişilerin tekelinde olduğunu düşündüğümüz bu seçiciliği çiftleşme sonrasına da taşır. Hamilelik erkeklerin üreme hızını yavaşlatır. Erkeklerin yavaşlığı dişilerin üremesine kısıtlama getirdiği için dişiler arasında çiftleşmeye hazır olan erkekler için çekişme başlar. Başlangıç videosunda tropikal denizlere yayılmış olan Solenostomus cyanopterus türü iğne balığında gözlemlediğimiz olay tam da budur. İki dişi ortadaki iri erkeğe yumurtalarını vermeye çalışırken birbirlerine engel olmaya çalışırlar.

Çiftleşme görülmeye değer uzunca bir dans ile başlar. Erkekler çiftleşme sonrasında döllenen yumurtaları dişiden alarak hamileliği üstlenir. Her erkek 12 ile 14 gün süren hamileliği sırasında tek bir dişiden gelen yumurtaları taşır. Dölütler erkeğin vücudundaki özel bir kese içinde gelişimlerini sürdürür. Texas A&M Üniversitesi’nden Kimberly Paczolt ve Adam Jones’un gerçekleştirdikleri çalışma hamile erkeklerin bu çok romantik gibi görünen rolü epey değişik bir mizaç ile oynadığını gösterdi.

İri bir dişi ile çifleşmenin erkek deniz iğnesi üzerindeki yükü ağırdır. İri dişilerin iri dölütlerini beslemek hamilelik sırasında erkeği tüketir. Yapılan gözlemler böylesi bir hamileliğin ardından gerçekleşen çiftleşmenin sonuçlarının başarısız olduğunu gösteriyor. İşin ilginç yanı gücü tükenmiş bile olsa erkeğin çiftleşmeyi reddetmemesidir. Gözlemlere göre erkek deniz iğnesi art niyetli bir eyleme girişerek kalitesi daha düşük bir dişi ile çiftleşiyor ve hamileliği sırasında bu dölütleri seçici olarak beslemiyor. Hatta daha da ileri gidip dölütleri besin kaynağı olarak kullanıyor. Havyarın yüksek besleyici değeri iyi bilinir. Ayrı bir çalışma, dölütlerde bulunan radyoaktif olarak işaretlenmiş amino asitlerin (protein yapıtaşı) erkeğin karaciğerine ve kaslarına göç ettiğini ve yavruların besin kaynağı olarak kullanılabildiğini gösterdi. Böylece enerji gerektiren hamilelik süreci karlı bir eyleme dönüşüyor. Yamyamın sinsi olanı budur derim.

Adnan Menderes Üniversitesi’nden Dr. Murat Bilecenoğlu’na göre yurdumuzda Syngnathus cinsinden toplam 7 türe, Nerophis cinsinden ise 2 türe sahibiz. Deniz iğneleri Marmara ve Karadeniz kıyılarında daha yaygın olarak görülüyor. Ege ve Akdeniz sahillerinde yarım metreye kadar inen sığ lagünler içindeki deniz erişteleri (Posidonia oceanica) arasında İzmir Kuş Cenneti, Tuzla, Homa dalyanı, Köyceğiz lagünü, Adana-Yumurtalık lagünü gibi yerler bu balıkların yaşam alanları arasında.

Böylece davranış yelpazesi içinde orta yeri tutan mavi solungaçlı güneş balığına geldik. Yine Bilecenoğlu’na göre yurdumuz içsularında benzer davranış gösteren Lepomis gibbosus türü balık bulunmakta. Bu balıklarda yuvayı erkekler yapar ve dişilerin dışında yuvaya kimseyi yaklaştırmaz (yada en azından öyle olduğunu sanır). Aşağıdaki video’da Lepomis megalotis türü balığın yuva üzerindeki davranışını gözlemleyebiliyoruz.

“Acaba yuvadaki erkek, kendi yavrularını başka erkeklerin döllediği yavrulardan ayırabiliyor mu? Gözlemlenen yamyamlık davranışı gelecekte yoğun sayıları yüzünden büyük olasılıkla birbirini yiyecek olan yavruları seyreltmeye yönelik uyumsal bir davranış mı?”

Görüntünün ilk dakikasına (20. saniyeden başlayarak) dikkat ederseniz henüz çok genç ve boyca küçük olan bir başka erkeğin çevik hareketlerle yuvaya daldığını görebilirsiniz. Küçük erkek bu kaçamak hareketlerle iri erkeğin savunmasını delerek yuvadaki yumurtaları döllemeye çalışmakta. Bu durum yuvayı koruyan ve sürekli yüzgeç hareketiyle yavrulara taze su pompalayan iri erkeğin açısından oldukça yıpratıcı. Küçük erkek iri erkeğin sırtından yavrularının bakımını bedavaya getiren bir parazit konumunda. Yapılan çalışmalar bu fırsatçılığa karşı gelişen madalyonun öbür yüzü niteliğindeki bir başka davranışın evrimleşebileceginin ipuçlarını veriyor. Yavrular yumurtalardan çıkmaya başladığında (videoda yer almayan) yuva sahibi erkeğin bazılarını yediği gözlemlenmiş. Bilim insanlarının hemen sorduğu sorulardan bazıları şöyledir: “Acaba yuvadaki erkek, kendi yavrularını başka erkeklerin döllediği yavrulardan ayırabiliyor mu? Gözlemlenen yamyamlık davranışı gelecekte yoğun sayıları yüzünden büyük olasılıkla birbirini yiyecek olan yavruları seyreltmeye yönelik uyumsal bir davranış mı? Süresi 10 günü bulabilen yuva savunması sırasında erkek balık çok kalori yakar ve ağırlığının yüzde onunu kaybedebilir. Günlerce aç olan bir bireyin önünde yüzen “protein haplarına” kayıtsız kalması biraz güç. Örneğin, tropikal Orta Amerika’da yaşayan Midas siklit balıklarının kendi yavrularını koku veya tad yolu ile başkalarından ayırabildiği kontrollu akvaryum deneyleri ile gösterilmiş. Mavi solungaçlı güneş balığı erkeklerinin midesinden toplanan yavru örneklerinde yapılan genetik incelemeler babanın kendi yavrularını ayırd edemediğini gösterdi. Utanmaz yamyamlar…

Fakat umudumuzu yitirmemeliyiz. Çamur zıpzıpı balıkları (Periophthalmus argentilineatus) her ne kadar lob-yüzgeçli balıklardan olmasa bile omurgalı hayvanların (tetrapodlar) karaya çıkışını anlamamıza yardımcı olan model bir tür konumunda. Devonyen döneminde (380 ila 360 milyon yıl öncesi) gerçekleşen bu önemli evrimsel atılımda ön yüzgeçlerin üstlendiği görev kilit taşı niteliğinde. Babalık özel ödülünü tartışmasız hak eden çamur zıpzıpı balığının BBC tarafından Japonya’da çekilmiş görüntülerini bu üçlemeye eklemezsek konumuz eksik kalır.

 

0 Comments

You can be the first one to leave a comment.

Leave a Comment

 
 




 
 
shared on wplocker.com